Gezi Notları Tayland Bangkok


          Mevsimlerden yine kışın ortası, aylardan Ocak, düştüm yollara. Sıkı sıkı sarıp sarmalandım Atatürk Havaalanına gidiyorum. Bangkok uçuşumuz Singapur aktarmalı yaklaşık 10 saat sürdü. Singapur havayollarından çok memnun kaldım.Hosteslerin üniformaları da bizim halk oyunları kıyafetine benziyordu, gözleri çekik çekik mini mini minnoş insanlar, pek beğendim. Yolda bir gram uyuyamadım tabi. Uykusuz ve bitap düşmüşken bir ses duyuldu. Welcome to Thailand:)           

         Havaalanından çıkmadan üstümüzdeki on kat kıyafeti değiştirdik tabi. Hava 40 derece malum. Kapıdan çıkarkenki o hissi görmeniz lazım birden hamama girdik sanki. Sıcak sıcak üflüyorlar. Kışın ortası bayılacaktım ki arabaya bindik. Doğru tapınağa ileri. İlk rotamız üçgen, sivri çatılı Stupa yani tanıpanakların bir arada olduğu Watpho'ya gittik. Bu arada harika masaj yerleri var her yerde hem de her türlüsü. Tai masajı, el masajı, ayak masajı, zırt masajı zurt masajı bilimum şu yorgunlukta iyi gidecek masaj türü var. Ama masajı akşama saklıyoruz. Tapınaklardan sonra altın budhaya gittik. Kocaman, devasa bildiğiniz altından bir budha heykeli. İnsanlar gelip ibadet ediyor, para atıp şifa ve bereket getirdiğine inanılıyor. Burada budist din adamlarını da gördük. Yaşam tarzları bir hayli ilginç. Üzerlerinde turuncu bir kumaş parçası dışında hiçbir şey yok. Ne cüzdan ne çanta ne ayakkabı hiçbir şey. Dini inanışlarına göre para vb diğer eşyaları taşımak arınmalarına ve ibadetlerine engel oluyormuş. Bu yüzden karınları acıkınca örneğin para verip hiçbir şey almıyorlar, oradaki yerli halk onlara yemek alıyormuş. Yemekten bahsetmişken biz de hali hazırda acıkıyoruz tabi. Budist bir rahip de değiliz, yemek getiren kimsemiz yok, haliyle biz gidiyoruz yemeğe. Nehirin kıyısında kayık turlarının hemen başlangıç noktasında yemek molası veriyoruz. Burada yemek yemek oldukça keyifliydi. Bir yandan uzakta görünen şato vari sivri uçlu tapınaklar bir yandan nehrin hafif esintisi, manzaramız müthişti. Buraya gelirseniz deniz ürünlerini mutlaka deneyim. Hem çok uygun hem de çok lezzetli. Şehir zaten genel olarak türk lirasına göre oldukça uygun.

        Burdan kayıklarla nehre açılıyoruz. Daracık, çalılılıklı sazlıklardan geçiyoruz. Burda bebek timsahlardan gördüm, zararsızlardı. Kayığın içinde etrafı seyrederek giderken bedenim yavaş yavaş yorgunluk sinyalleri vermeye başladı bile. Gözlerim, yerçekimine karşı direniş hareketine daha fazla dayanamayıp istemsizce kapandı. Biraz gözlerimi dinlendireyim diyorum ki birden koca bir su kütlesi yüzüme çarptı. ''Aptallık etme, buralara kadar gelmişsin sahiden uyuyacak mısın'' deme şekliydi bence. Neyse gözlerimi açtım kocaman, uyandım kısacık uykumdan. O değilde yorgunluk bir yana atmosfer çok iyiydi gezerken bazen inanamadım bambaşka bir tabiatın ortasına düşmüş gibiydim. Günü en sevdiğim, harika insan icadı olan masajla noktaladık. 2 saatlik bir Tai masajı yaptırdım. 2. dakikasından sonra uyuyakaldığım için hiçbir şey hatırlamasam da masajı yapan ablamızın elleri pamuk gibi, sihirli gelmişti.

           Ertesi gün Samut Songkhram'a gittik. Burası doğal bir tabiat alanı. Nehrin hemen kıyısında gongolların içi taptaze tropikal meyvelerle dolu. Duryan meyvesi hariç hepsi oldukça güzeldi. Duryan biraz soğana benziyor, berbat tadı. Onu yeyince otobüslere binmek yasakmış, artık siz düşünün. Burda da küçük bir sandalda nehir turu yapıyoruz. Tur sonunda açık bir pazarvari bir yere geldik. Burda bilimum hediyelik eşyalar var. Standlara bakarak ilerlerken karşıma boynunda dev gibi bir yılanı sırtlamış bir adam çıktı. Turistler gelip fotoğraf çekiliyorlar ünlü yılanla. Bende hemen bir ampül yandı tabi hiç geri kalmam. Ben de aldım boynuma. Nasıl bir ağırlık boynum koptu. Kocaman bir yılan, dev gibi. Bir yandan onu taşımaya çalışırken de ağzını oynatıyor, dilini çıkarıyor bana doğru. Tamam bu kadar action yeterli diyip teslim ettim sahibine. Çarşıdan birkaç ıvır zıvır aldım yine. Bir tane yelpaze şeklinde bir şapka aldım. Pek güzeldi o. Şimdiki aklım olsa birkaç tane alırdım ondan. Hafiften hava kararmaya başlıyor. Bangkok'ta gece hayatına katılmak isterseniz Hilton otelin rooftopına gidin derim. Harika bir manzara, şık bir mekan. Ben çok beğendim. Bir de Rezzan'la keşfettiğimiz birkaç mekan vardı. Oldukça canlı sokaklar günün her saati. Bu arada Rezzan'la Tayland'a gelirken tanıştık. Dünyanın en tatlı ve kafadengi insanı. Onunla gezimiz daha da keyifli hale geldi. Tayland'da geçirdiğim 4 gün bu kadardı. Şimdi Bangkok'a yaklaşık 3 saat uzaklıkta bulunan Pattaya'ya gidiyoruz. Takipte kalın:) 

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar